Kaynağını topraktan alan tuğlanın potansiyelleri yeniden keşfediliyor. Modüler olarak üretilen tuğla mimaride hem yerelliği hem de iklime özgü tasarım değerleriyle avantaj sağlıyor.

Toprağın bir yapı malzemesi olarak kullanılması milattan öncelere dayanıyor. Arkeolojik bulgular gösteriyor ki ilk tuğla yapının tarihi yaklaşık olarak M.Ö. 5000’li yıllara uzanıyor. Çatal Höyük, tuğla işinin ilk kez görüldüğü ve bugüne dek ayakta kalan en önemli örneklerden biri. Bu anlamda tuğla, uzun ömürlü ve geri dönüştürülebilir, yeniden kullanılabilir bir malzeme olmasıyla öne çıkıyor.

18210a3c93

Endüstri Devrimi ile birlikte tuğla da diğer geleneksel malzemeler gibi yerini çoğunlukla beton ve çeliğe bıraksa da son dönemde tuğlanın potansiyeli yeniden keşfediliyor. Özellikle doğal bir malzeme olarak önem kazanan tuğla, ekolojik olmanın yanı sıra teknik avantajlar da sağlıyor. Yangın dayanımı, ısı yalıtımı, nem kontrolü gibi alanlarda yüksek performans gösteriyor. Ayrıca tuğla yapılar üzerine yapılan araştırmalar, tuğla şiddetli fırtınalar altında diğer yapı malzemelerine oranla daha yüksek dayanım sağladığını ortaya çıkarmış.

Modüler bir yapı malzemesi olan tuğla, belli standartlar sunduğu için pratik bir şekilde elde edilmesinin yanı sıra inşaat sırasında da hız ve kolaylık sağlıyor. Öte yandan yerel üretime de elverişli olduğu için standartların dışında da üretim yapmayı mümkün kılıyor ve böylece özgün doku ve örüntüler de ortaya çıkarıyor. Tuğla örgüsü sayesinde doluluk ve boşluklarla cephede görsel oyunlar kurulabilir örneğin. Gelişen teknolojileri de göz önüne alınca, geleneksel yapım teknikleriyle bu teknolojilerin kullanılması tuğlanın yapı alanında yenilikçi üretimlerinin de önünü açıyor. Robotik üretim teknolojileri, tuğla ile farklı cephe kompozisyonlarının kurulmasını sağlıyor.

 Geleneksel İzler

shilp_16

Archohm mimarlık ofisi Hindistan’da gerçekleştirdiği kent pazarında, toprak malzeme ile tasarlanabilecek farklı dokuları ortaya çıkarıyor. Lucknow kentinde konumlanan pazar yeri, kentsel dokuda kendine önemli bir yer bulan kemerli yapılardan ilham alınarak tasarlanmış. Eliptik yapı, geleneksel dokuları yansıtan ve yapıyı hem içten hem dıştan sıran kolonadın arkasına yerleşiyor. (Fotoğraf: © Andre J. Fanthome)

Malzeme Sürekliliği

Katamama_Entrance3

Andra Matin tarafından tasarlanan Katamama Oteli ise Endonezya’da tuğla ile üretilen büyük ölçekli bir proje olma özelliği taşıyor. Tasarımın yerel kimliği vurgulamasının yanı sıra modern bir çizgiyi de yansıtması amaçlanmış. Bu nedenle 1960’ların modern mimari özellikleri takip edilerek son derece net geometrik formlar oluşturulmuş. Tuğla ise hem cephede hem de iç mekanda süreklilik sağlıyor.  Bu anlamda malzeme hem strüktürel hem de dekoratif olarak değer kazanıyor. (Fotoğraflar: © Martin Westlake)

Toplumsal Değerler

Portada_02_Teletón_-_©_Federico_Cairoli_(low)

Paraguay’da 30 yıllık bir geçmişe sahip Teleton Çocuk Rehabilitasyon Merkezi’nin yenileme projesinde ilk adımı, tuğla ile örülmüş bir strüktür meydana getiriyor. Gabinete de Arquitectura tarafından gerçekleştirilen projede, tuğla toplumsal bir değere de sahip. Yenilikçi bir yaklaşımla hizmet verecek merkez için, malzemelerin de bu anlayışı ifade edecek şekilde kullanılması önem kazanmış. Binanın önüne inşa edilen tuğla gölgelik bu anlamda sosyal bir mesaj da iletiyor. (Fotoğraflar: © Federico Cairoli, Gabinete Arquitectura)