West-line Studio tasarımı Danxia Sergi ve Ziyaretçi Merkezi, yerleştiği topoğrafyanın morfolojik özelliklerini mimarisinde yansıtıyor. Hem form hem de malzemenin kurduğu mimari dil, yapının adeta toprağın kendisinden türediği izlenimini yaratıyor.

Yeryüzünün nadide jeolojik görünümlerinden Danxia arazi şekli olarak bilinen topoğrafya, Çin’in güneyinde eşsiz bir peyzaj tanımlıyor. Ülkede, bu peyzaja dahil olan pek çok farklı morfolojik yapıya rastlanabilirken yapının yer aldığı Chishui Danxia belki de bu arazi oluşumunun en etkileyici evrelerinden birini temsil ediyor. Genç Danxia olarak da sınıflandırılabilecek Chishui, 700 kilometrekareyi aşan alanıyla aynı zamanda ülkenin en büyük Danxia arazisi.

15

Danxia arazi şekli, karakteristik rengini kırmızı kumtaşından alıyor; görkemli tepeler, sütunlar, kayalıklar ve geçitler olarak biçim kazanıyor. Aynı zamanda şelalesiyle de meşhur Chishui Danxia’da kumtaşından türeyen formlar ve suyun bir aradalığı, bu etkileyici kırmızı peyzajı, ziyaretçiler için oldukça gözde bir alan yapıyor.

Sergi ve Ziyaretçi Merkezi de, ana ziyaretçi rotalarının üstünde, Danxia arazi formunun içindeki Fuxing kasabasında yer alıyor. Yapının araziye yerleşimi, içinde bulunduğu karmaşık morfolojinin tipik özelliklerini vurguluyor. Tüm yapı, merkezi bir açık avlunun etrafında, dairesel bir rotada toprağın hareketini takip ederek tasarlanmış.

12

Danxia taşları, geldikleri yere göre farklı özellikler taşıyor. Gözenekli taşlar, kuvvetli higroskopisiteye (su alma yeteneği), farklı mineral içerikleri çeşitli antikorozyon etkilerine, iklim dayanıklılığına ve görünür renk farklılaşmalarına sebep oluyor. Güneşin değmediği taş yüzeyleri, içinde bolca siyah bulunan akkor bir kırmızıya dönme eğilimindeyken, güneş gören yüzeyler parlak, ışıltılı bir kan kırmızısı.

11

Mimarlar da bu farklı nitelikleri gözle görünebilir değişimler yapan taşlardan faydalanarak, onları yapının farklı yerlerinde, öne çıkabilecek özelliklerini gözeterek kullanmışlar. Örneğin duvar taşları, geçirimsizliği azaltan koruyucu bir karışım ile belirgin kırmızı rengini kesim ve kaynak sonrasında bile koruyabiliyor. Ya da eğimli çatının gözenekli taşlardan yapılması, ince bir yosun tabakasının gelişimine izin vererek, yapının topraktan türemiş olduğu etkisini vermesi için tercih edilmiş. Malzemelerin kendi haline en yakın, anlatılmak istenene en uygun kullanımına yönelik çaba iç mekanlarda da takip edilebiliyor.

19

Yeryüzünün bu etkileyici topoğrafyası, doğanın egemenliğini hatırlatıyor ve zaman içinde kendini nasıl gösterdiğine tanıklık etmeye fırsat veriyor. Böyle bir bağlam içinde, taşların kendilerine has niteliklerinin, olduğu gibi kabul edilerek mimari dilin kurulmasına katkısı olacak çıkarımlarla tasarımın temel öğesi haline getirilmesi, yapıya karakterini verirken onu peyzajın bir parçası yapıyor.

Fotoğraflar: © West-line Studio