Kentleşmenin doğurduğu sorunlara karşı alternatif yaşam alanları kurgulamak, özellikle 20. yüzyılın ortalarından bu yana pek çok eko-köyün ortaya çıkmasına neden oldu. Ekolojik kaygılar etrafında yeni yaşam alanları yaratılmasında farklı yaklaşımlar, mimarinin belirleyicisi haline geliyor.

Endüstriyel kentlerin hızla büyümesi doğadan kopuşun ve kentsel sorunların temel nedeni olarak kabul ediliyor. Bu konuda sayısız araştırma ve tartışma yapıldı; kentlerde doğallığı yeniden canlandırmanın yolları arandı, yapılı çevrelerde mikro ölçekli yaklaşımlar kurgulandı. Ne var ki çözümü doğayla yeniden buluşmada, alternatif yaşam alanlarında arayanlar da oldu. Bunun bir kaçış mı yoksa uzak gelecekte kentsel alanların yaşanılmaz duruma gelmesine karşı üretilmiş senaryoların ilk prototipleri mi olduğu ise oldukça tartışmalı.

Arcosanti

Sıfırdan inşa edilen bu alanlarda mimarlar da önemli roller oynuyor; bir nevi ütopyaları gerçeğe dönüştürüyorlar. Arcosanti bunun bir örneği. Yerleşim, Paolo Soleri’nin 1960’larda ortaya attığı, mimarlık ve ekolojiyi dengeli bir biçimde birleştirmeyi amaçlayan “arkoloji” kavramı etrafında şekilleniyor. Doğaya mümkün olduğunca az müdahale ile kompakt yaşam alanları tasarlayan İtalyan mimar, 1970 yılında Arizona çöllerinde Arcosanti’nin kurulması için çalışmalarına başladı.

sfsfsfs

Bir topluluğun tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak özel ve kamusal alanlarla donatılmış yerleşkede Soleri’nin özel konutunun yanı sıra beş katlı bir ziyaretçi merkezi, kafe, açık bir amfi tiyatro ve onu çevreleyen konut blokları halkası ve yüzme havuzu bulunuyor. Arcosanti’de kamuya açık yaz atölyeleri düzenleniyor ve burada katılımcılar “arkoloji”nin prensiplerinin yanı sıra yerel malzemelerle yerleşkedeki inşa faaliyetlerine katılıp malzemeyi deneyimliyorlar. (Fotoğraflar: © Andrew Moore)

Auroville

Benzer tarihlerde Hindistan’ın güneyinde çorak bir arazi üzerinde kurulan Auroville bugün 20 kilometrekarelik bir alanda sık bir orman dokusuna sahip. Mistik filozof Sri Aurobindo’nun öğretilerini yaşatmak için Mirra Alfassa tarafından kurulan yerleşim pek çok mimarın farklı yapılarını da barındırıyor. Yerleşimde tüm yapılar enerji etkin sistemlerle donatılmış durumda ve güneş enerjisi tüm köyün elektrik ihtiyacına cevap veriyor; yapılarda yerel malzemeler kullanılıyor ve gıdalar geniş tarım arazilerinden doğal yöntemlerle elde ediliyor.

fsf

Auroville, merkezinde konumlanan Roger Anger tasarımı Mitramandir Tapınağı etrafında dairesel -galaksilerin formunu andıran- bir gelişim sergiliyor. Yapımı 2008 yılında tamamlanan bu ikonik yapının haricinde diğer yapılar çok daha mütevazı bir duruş sergiliyor. Burada yaklaşık 10 yılını geçiren Anupama Kundoo yönetim binalarının çoğunu ve bazı konutların tasarımını gerçekleştirmiş. Suhasini Iyer-Guigan, toprak tuğlalar ile ziyaretçi merkezini tasarlamış. Yine toprak malzemelerle kurgulanan Vikas konutları, Satprem Maïni tarafından gerçekleştirilmiş. (Fotoğraflar: © Auroville Foundation)

Regen

Temeli geçtiğimiz yıl atılan ReGen Eko-köyü ise Danimarkalı mimarlık ofisi Effekt tarafından tasarlanmış. Dünyanın ekoloji sorunlarına cevap vermek için konvansiyonel yöntemlerin dışına çıkılması ve son teknolojinin doğa ile birleşmesi fikriyle gerçekleştirilen proje, kapalı döngülerle birbirini besleyen dinamiklerle şekilleniyor.

sgs

Yerleşim; enerji pozitif evler, yenilenebilir enerji, enerji depolaması, yüksek verimli organik gıda üretimi, dikey tarım, aeroponik, su yönetimi ve atıktan kaynak üretimi gibi çeşitli yenilikçi teknolojileri bir araya getiriyor. Bir sistemin çıktıları bir başkasının girdileri olarak işliyor. Henüz inşa aşamasında olan köyde yaşamak için başvuranların sayısı ise çoktan binleri buluyor. (Görseller: © Effekt)